SİVAS GÜRÜN İLÇE MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

EN UZUN GECEYİ OKUYARAK AYDINLATIYORUZ

Umudun sesleri her zaman en uzun gecelerden yükselir. Bu gece, en uzun gece vurgusuyla aslında tüm olumsuzluklara ve tüm zorluklara göğüs germenin, direnmenin ve yeniden dirilmenin sembolü olmalıdır. En büyük zorluk nefsimizi, şahsımızı ikna etmek ve başta kitap okumak olmak üzere tüm erdemli davranışlara gönüllü olmaktır.
EN UZUN GECEYİ OKUYARAK AYDINLATIYORUZ

05-02-2018Gürün İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Asef Çoban Anadolu Lisesinin koordinatörlüğünde  ilçemizdeki dört lisemiz tarafından "21 Aralık En Uzun Geceyi Okuyarak Aydınlatıyoruz" adlı okuma etkinliğinin dokuzuncusu düzenlendi.
Asef Çoban Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa öğretmen ve öğrencilerden yoğun bir katılım oldu. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından günün anlam ve önemi ile ilgili olarak Milli Eğitim Müdürü Muharrem DEMİR bir konuşma yaptı.  Konuşmlarında "Herkesin Bir “Şeb-i Yelda”sı vardır ! 21 Aralık 2008’de Gürün Anadolu Lisesinin ilk açıldığı yıl başlatmış olduğumuz “En Uzun Geceyi Okuyarak Aydınlatıyoruz” isimli etkinliğimizin bu yıl dokuzuncusunu düzenliyoruz.Bugün 21 Aralık, 21 Haziran’ın rövanş günü… En kısa gündüz ve en uzun gece… Ülkemizin de içinde yer aldığı Kuzey Yarım Kürede yılın en uzun gecesidir. Bugün Güneş ışınları Türkiye ve Kuzey Yarım Küreye yıl içerisinde gelebileceği en dar ve en yatay açı ile gelmektedir. Ülkemizde gece süresi 14 saatten fazladır.(Hatay 14.00 dk, Sivas 14.19 dk ve Sinop 14.35 dk.) malumunuz Kuzey Kutbunda altı(6) aylık gece süresi devam ediyor. Çok şükür bugünden itibaren geceler kısalmaya, gündüzler uzamaya başlıyor. Bu gece bizim için sıradan bir gece değildir. Hem coğrafi, hem tarihi hem de edebi bir gecedir. Ancak bizler Güneş’e, Ay’a ve yıldızlara tapanlardan değiliz. Bizler, Güneş’in, Ay’ın, gecenin ve gündüzün hareketlerinde hikmet ve hidayet arayan İbrahimlerdeniz.

Allah-u Teâlâ diyor ki: 

“Güneş ve Ay bir hesaba göre (hareket etmekte)dir.” (Rahman Suresi 5. ayet)

“O geceyi uzatarak gündüzü kısaltıyor ve gündüzü uzatarak geceyi kısaltıyor; yine o Güneş’i ve Ay’ı emre âmâde kılmıştır. Her biri belirli bir süre için devaranını sürdürüyor. (Fatır Suresi 13. ayet)

“Ey İnsan! Görmez misin Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını? Ama eğer isteseydi onu hareketsiz kılardı. Fakat biz güneşi, gölgeye kılavuz yapmışızdır. Ardından da onu kendi katımızdan konulmuş bir yasaya bağlı olarak usul usul çekip almaktayız.” (Furkan Suresi 45.46 ayet)

 “Biz, geceyi ve gündüzü birer âyet (delil) olarak yarattık. Nitekim Rabbinizin nimetlerini araştırmanız, ayrıca, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için gecenin karanlığını silip yerine eşyayı aydınlatan gündüzün aydınlığını getirdik. İşte biz, her şeyi açık açık anlattık.” (İsra 13)

 Kimimiz İbrahim’e ve İsmail’e özenir. Kimimiz de ısrar ile İsrail’e özenir. İsrafil’in sur’a üflemesine kadar da bu böyle devam edecektir. 9 Aralık 1917’de Gazze Savaşı´nı kaybeden Osmanlı orduları Filistin´den çekilmek zorunda kalmıştı. YÜZ YILLIK Kudüs davası hepimizin yüreğinde derin bir sızıdır. 100 yıl önce İngiltere, 100 yıl sonra Amerika… Bunun adı Hak-Batıl mücadelesidir.

 Kudüs Şairi olarak da anılan Mehmet Akif İnan, 4 Ekim 1979’da yazdığı  Mescid-i Aksa şiirinde bugünkü halimize de tercüman oluyordu.

 Mescid-i Aksa´yı gördüm düşümde 

Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu. 
Varıp eşiğine alnımı koydum 
Sanki bir yeraltı nehri kaynıyordu.

Gözlerim yollarda, bekler dururum 
´Nerde kardeşlerim´ diyordu bir ses. 
İlk kıblesi benim ulu Nebimin 
Unuttu mu bunu acaba herkes.

Şimdi kimsecikler varmaz yanıma 
Resulden yoksunum, tek ve tenhayım. 
Rüzgârlar silemez gözyaşlarımı 
Çöllerde kayıp bir yetim vahayım.

Mescid-i Aksa´yı gördüm düşümde 
Götür Müslüman´a selam diyordu. 
Dayanamıyorum bu ayrılığa 
Kucaklasın beni İslâm diyordu.

 Biliyor musunuz, bugün aynı zamanda 21 Aralık 1995’te Hz. İsa’nın doğduğu şehir Beytüllahim’in, İsrail´den Filistin´e geçtiği gündür. Görelim Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler. ( Programın icra edildiği saatlerde BM Genel Kurulu´nda Kudüs tasarısı ABD´nin tehdidine rağmen 128 oyla kabul edildi. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42447809

Fuzuli, Sabit ve Laedri der ki:

 Şeb-i Yeldayı muvakkit ile müneccim ne bilir?

Müptela-i gama sor kim geceler kaç saat/tir?

 Şair diyor ki en uzun gecenin hangi zaman olduğunu müneccimler yahut muvakkitler ne bilsin. İnsan, ne zaman bir derde düşer ve uykusunu yitirirse en uzun gece, o gecedir.

 Hepimizin bir şeb-i yeldası vardır.

Kimimizin doğduğu, kimimizin öldüğü.

Kimimizin güldüğü, kimimizin küstüğü.

Kimimizin Akdeniz de yüzdüğü,

Kimimizin Allah-u Ekber dağlarında üşüdüğü.

Kimimizin bir umutla 15 Temmuz’da tan vaktine doğru yürüdüğü.

Bir uzun gecesi vardır… Sözün özü: “Ateş düştüğü yeri yakar.”


Tarih, 21 Aralık 1914. Birinci Dünya Savaşı başlamış ve biz yedi cephede yedi düvele karşı savaşıyoruz…

 Enver Paşa kumandasındaki ordumuz 21 Aralık´ta (o zamanki Rus sınırı olan) Köprüköy - Eleşkirt hattında hücuma geçiyor. Sarıkamış yakınında Allah-ü Ekber Dağları’na ulaşan ordu, burada 1915 Ocağının ilk haftasında ağır bir yenilgiye uğruyor. 130.000 kişilik asker mevcudunun 60.000´i bazı kayıtlara göre de 90.000’i çarpışmalarda veya soğuktan donarak şehit oluyor. Geri kalanlar ise esir düşüyor.

Tarihi, emsalsiz zaferlerle dolu milletimiz, “Sarıkamış Harekâtı”nı başlatarak devam etmekte olan kötü gidişata yani Rus ve Ermeni zulmüne dur demek niyetindeydi. On binlerce iman abidesi vatan evladı, Yemen çöllerindeki cehennem sıcaklarından sonra gözlerini bile kırpmadan, umutları bile donduracak kadar soğuk olan Allah-u Ekber Dağları´na yöneliyor. Kaybedilen doğu illerini Ruslardan geri almak için düzenlenen harekâtta kış mevsiminin olanca zorluğu, on binlerce vatan evladının gücünü tüketiyor.

 İnsanlığın ve İslam âleminin ümidi olduklarının bilinciyle cepheye giden, tarihe her daim kahramanlıklarıyla nam salmış aziz milletin şanlı askerleri için şehitlik mertebesinden başka varacak bir yer de yoktu. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

Kader bu ya… 1917 Mart ayında Çarlık rejimine karşı başlayan ayaklanma sonrası Rus ordusu dağılıyor ve Rusya savaşta kazandığı toprakları terkederek 1878 yılı öncesi sınırlara dönmeyi kabul ediyordu.

 Dedik ya... Kimimizin doğduğu, kimimizin öldüğü, kimimizin güldüğü, kimimizin de hayata küstüğü bir şeb-i yeldası vardır.

 ü 21 Aralık 1911’de M. Kemal Atatürk, Trablusgarp’ta ilk defa savaşa katılıyor ve Tobruk bölgesini İtalyanlardan kurtararak ilk zaferini yaşıyor.

ü 21 Aralık 1840’da Şair Namık Kemal doğuyor.

ü 21 Aralık 1893’de Mehmet Akif Ersoy, Halkalı Baytar Mektebinden birincilik ile mezun oluyor.

ü 21 Aralık 1898’de Pierre Curie ve Marie Curie radyoaktif radyum elementini buluyor.

ü 21 Aralık 1918’de Vahdettin Meclisi Mebusanı kapatıyor.

ü 21 Aralık 1948’de İspanya bağımsızlığını ilan ediyor.

ü 21 Aralık 1953’de Türk- Fransız Ticaret Antlaşması imzalanıyor.  

ü 21 Aralık 1963’de Kıbrıs’ta Türklere karşı kanlı Noel(Rum) saldırıları başlıyor.

ü 21 Aralık 1968’de NASA(ABD) Apollo 8 ay yörüngesindeki görevleri için fırlatılıyor.

ü 21 Aralık 1971’de Türk Lirasının değeri yeniden belirleniyor ve 1 dolar =14 lira, oluyor.

ü 21 Aralık 1978’de Kahramanmaraş´ta sağ-sol olaylarında iki öğretmen öldürülüyor.

ü 21 Aralık 1979’da Sovyetler Birliği, Afganistan´ı işgal ediyor.

ü 21 Aralık 1989’da Amerika( ABD), Panama´yı işgal ediyor.

ü 21 Aralık 1991’de Sovyetler Birliği´ne son veriliyor ve yerine Bağımsız Devletler Topluluğu kuruluyor.

ü 21 Aralık 2012’de Mayalar, kıyamet kopacak diyor ve buna inananlar  korkudan İzmir´in şirin köyü Şirince´ye sığınıyor.

ü 21 Aralık 2012’de “Şirince’de kıyamet kopar, Gürün’de hayat kitapla başlar” sözü ibret-i âlem için o yılın etkinlik sloganı oluyor.

 

 Evet. Hepimizin bir şebi yeldası vardır. Kimimiz zevkten, kimimiz dertten uyumaz. Bizim derdimiz okuyarak aydınlığa ulaşmaktır. Ya istiklal, ya izmihlal ruhuyla tıpkı güneş gibi kendi en uzun gecemizi aydınlatmaktır. Yani kalbimizi, beynimizi ve ruhumuzu kitap okuyarak, şiir okuyarak aydınlatmak, kendi karanlıklarımızı azaltmak ve içinde yaşadığımız toplum ile ışığımızı paylaşmak istiyoruz. “Bu Şeb-i Yeldanın yok mu bir sabahı? diye haykıran Şaire (Y.K. Beyatlı) cevaben; “Evet var. Bizler okuyarak sabahlayacağız ve okuyarak aydınlanacağız diyoruz.”

 

Şeb-i Yeldâda uzar fecre kadar kıssa-i aşk
Tâ ki Mecnûn bitirir nutkunu Leylâ söyler (Yahya Kemal Beyatlı)

 Dert deyince akla hemen bedenî hastalıklar gelmemelidir. Duyan ve anlayan bir kalp için ölümden daha beter dertler vardır. Fikir çilesinden, medeniyet sevdasından ve memleket davasından daha büyük dert mi vardır? Toplumun acılarını kendine dert edinerek hayatını ateşten gömlek içinde tüketen her idealist insan için ölüm sadece bir vuslattır.

 İki yıl önce Rahmetli, Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in “Gençlerle Başbaşa” isimli kitabını gecenin kitabı olarak seçmiştik. Geçen yılda Prof. Dr. Nihat Sami Banarlı’nın “Türkçenin Sırları” kitabı Gecenin kitabı seçilmiş ve Asef Çoban Anadolu Lisesinde sınıflar arası bir kitap okuma yarışması düzenlenmişti. Bu yılda Prof. Dr. Muharrem Ergin’in Dede Korkut kitabı ve Molière Cimri isimli kitabı dört lisemizin edebiyat zümresi tarafından seçildi ve liseler arası bir kitap okuma yarışması düzenlendi. İnşallah etkinliklerimiz bundan sonra daha da güzelleşerek devam eder.

“Her halk kendi ikliminin lisanını söyler”(Yahya Kemal)

Kitap okumak gönüllük işidir. Kitabın gönüllüsü olmayanlar, kitapsızlığın gönüllüsü olurlar. Nice yiğit insanlar Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, Antep’te ve Maraş’ta ve yurdun her köşesinde her zaman ölüme dahi gönüllü olurken bizlerin ucuz mazeretlerle kitaptan ve okumaktan uzak durması anlaşılır bir durum değildir.

Bu gece, En uzun gece vurgusuyla aslında tüm olumsuzluklara ve tüm zorluklara göğüs germenin, direnmenin ve yeniden dirilmenin sembolü olmalıdır.

En büyük zorluk nefsimizi, şahsımızı ikna etmek ve tüm erdemli davranışlara gönüllü olmaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle gecemizin hepimize kutlu olmasını diliyor, hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyor, emeği geçen herkese candan teşekkür ediyorum"dedi.

Sarıkamış şehitleri ve Kudüs için dua edilen program,  okuma yarışında dereceye girenlere ödüllerinin verilmesi, okuma etkinliği ve müzik dinletisinin ardından sona erdi.

 

Yıl: 2008

https://www.memurlar.net/haber/127587/bu-lise-en-uzun-geceyi-okuyarak-gecirdi.html

Karatepe Mahallesi Öğretmenevi Binası Kat1 Gürün/SİVAS - 0 346 715 17 75

MEB © - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik, Kullanım ve Telif Hakları bildiriminde belirtilen kurallar çerçevesinde hizmet sunulmaktadır.